İstanbul Enderun Eğitim ve Kültür Vakfı Sitesi

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

HATAY PAYAS - SOKULLU MEHMET PAŞA KÜLLİYESİ

E-posta Yazdır PDF

HATAY PAYAS - SOKULLU MEHMET PAŞA KÜLLİYESİ

Hitit, Asur, Pers, Yunan, Helenistik, Roma, Bizans, Erken Arap, Haçlı, Ceneviz ve Memlük akın ve uygarlıklarına sahne olmuş ve sonuçta Sultan 1. Selim zamanında Mercidabık Savaşı (1516) ile Osmanlı topraklarına katılmıştır. Antik dönemde "Baias", daha sonra "Payas" adını alan yerleşim yeri, esas kimliğini Osmanlı döneminde kazanmış, kitabesine göre, 1574 yılında yapımı tamamlanan ve devrin ünlü Sadrazamı Sokullu Mehmet Paşa (1564-1579) tarafından başmimar Sinan (1539-1588) ve Hassa Mimarlar Teşkilatı'na inşa ettirilen külliye ile önemli bir iskele ve konaklama merkezi hüviyeti kazanmıştır. 

HATAY PAYAS - SOKULLU MEHMET PAŞA KÜLLİYESİMimar Sinan, başkent İstanbul dışında, gerek İstanbul'u Balkanlar ve Orta Avrupa'ya, gerekse Anadolu ve Yakındoğu'ya bağlayan askeri, sefer, kervan, haç ve ulak gibi amaçlara hizmet eden yollar üzerinde de külliyeler inşa etmiştir. Bu külliyelere "Menzil Külliyeleri" denilmektedir.

Geçit yeri, tepe akarsu kenarı ve denize yakın şekilde konumlanan menzil külliyelerinin yapımına, 16.yy'da başlanmış 17.yy'da devam etmiştir.

Derbent (sınırlarda bulunan küçük kale) Teşkilatı ile bağlantılı bir menzil yeri olarak belirlenen Payas, çevreden aşiretler getirtilerek yeniden iskana açılmış, bu bağlamda, Sultan 2. Selim zamanında (1566-1574) Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa ve İmparatorluğun imkanlarıyla sahile, iskele, gümrük, tersane ve kule, sahilden birkaç metre içeriye de yeniden inşa edilen kale ve kapsamlı bir külliye yapılarak gerek bölgesel bir merkez oluşturulması, gerekse deniz ve karayolunun güvenliğinin sağlanması istenmiştir. Yeni kurulmaya başlayan bu kentin nüfusunu arttırmak için de iskana tabi tutulan aşiretlere bazı vergi kolaylıkları sağlanmıştır.

Devamını oku...
 

ÇANKIRI - TAŞ MESCİD (Cemaleddin Ferruh Darülhadis’i)

E-posta Yazdır PDF

Çankırı - Taş Mescid (Darülhadis)

TAŞMESCİD: ANADOLU’DA KURULAN İLK DÂRÜLHADİS

Hakkı Duran

Kur’an ve Sünnet, İslâm’ın birbirini tamamlayan iki temel kaynağıdır. Sünnetin ifadesi olan hadisler de esas itibarıyle vahy ve ilhama dayanır. Hz. Peygambere ve onun sünnetine uymayı kesin bir şekilde uymayı emreden bir çok âyet ve hadisler mevcuttur.  

Hadis, sünnetle eş anlamlı olup, Peygamber Efendimize nispet edilen söz, fiil, takrir ve niteliklere denmektedir. Bir diğer ifade ile sünnetin söz ve yazıyla nakledilmiş şekli demek olan hadislerin toplanması, tasnifi ve değerlendirmesi şeklinde  yapılan ve yaklaşık  üç asır süren çalışmalar sonucu geniş sahası olan bir ilim dalı meydana geldi.[1] Bir tanım olarak  hadis, Hz. Peygamber’in sözlerini, fiillerini ve tasviblerini ifade eden terimdir. Hadisleri tesbit, nakil ve anlamaya yönelik ilim dalına da hadis ismi verilmektedir.[2] 

DÂRÜLHADİS NEDİR? 

Dâr kelimesi, “yer, mekân,ev, yurd” gibi anlamlara gelmektedir. Dârü’l-hadis, “Hadis okutulan yer” demektir. Önceleri evler, mescidler ve medreseler bünyesinde yapılan hadis öğretimi faaliyeti, ilk defa Büyük Selçuklular döneminde dârülhadis denen ayrı müesseselerde yapılmaya başlamıştır. Hadis mektebi, hadis medresesi anlamında olup, bu öğretim faaliyetinin yapıldığı bina anlamını da ihtiva eder. 

İslâm dünyasında medreselerden ayrı olarak “Dârülhâdis” adıyla  ilk öğretim kurumu, 1170’de Şam’da kurulmuştur. Kurucusu Selçuklu atabeglerinden Nûreddin Mahmûd  Zengî'dir (ö.1174). Dârü’l-hadîsi’n-Nuriyye diye adlandırılan bu müessese, büyük muhaddis ve tarihçi İbn Asâkir (ö.1175)  adına yaptırılmıştır. Şam’da kurulan bu müesseseden yaklaşık 70 yıl sonra Anadolu’da ilk dârülhadisin kurulduğunu görmekteyiz. 

ANADOLU’DA İLK DÂRÜLHADİS

Anadolu’da kurulan ilk dârülhadis,  ötedenberi iddia edildiği şekliyle Konya İnce Minare Darülhadisi olmayıp ondan 35 yıl önce kurulan ”Çankırı Dârülhadisi”dir. 

 Bu konuya dikkatleri ilk kez çeken merhum Prof. Dr. Ali Yardım’a[3] şükran borçluyuz.

Devamını oku...
 

BİTLİS - İHLASİYE (GÖKMEYDAN) MEDRESESİ

E-posta Yazdır PDF

BİTLİS - İHLASİYE (GÖKMEYDAN) MEDRESESİ BİTLİS - İHLASİYE (GÖKMEYDAN) MEDRESESİ

Bitlis şehir merkezinin Gökmeydan Mahallesi’nde yer almaktadır. Külliye içinde bulunan medrese, Şemseddin Han oğlu Emir Şerifhan tarafından 1589 yılında inşa edilmiştir.

Medrese doğu-batı doğrultusunda uzanan dikdörtgen bir plan şeması üzerine kurulmuştur. Dikdörtgen formu arka cephenin ortasındaki beş kenarlı çıkıntı değiştirmektedir. Dört eyvanlı kapalı avlulu Selçuklu medreseleri şemasında tasarlanıp uygulandığı, ancak daha sonraki dönemlerde bazı değişiklikler yapılmıştır. Girişin hemen karşısında yer alan ve kubbeli orta mekanla birleşen ana eyvan, cepheden dışa taşan beş kenarlı bölümle bütünleşmiştir. Medresenin köşelerinde kalan diğer mekanlar, güneydoğuda mescit; diğerlerinde orta eksene paralel konumda ikişer oda şeklinde düzenlemiştir.

BİTLİS - İHLASİYE (GÖKMEYDAN) MEDRESESİ BİTLİS - İHLASİYE (GÖKMEYDAN) MEDRESESİ

Tamamı düzgün kesme taştan yapılan eser dört yönden köşe kuleleri ile desteklenmiştir. Orta mekan içten kubbe, dıştan sekizgen kasnağa oturan basık bir külahla örtülmüştür. Kasnağın her kenarında sivri kemerli pencereler yer almaktadır. Diğer mekanlar ise içten beşik tonoz, dıştan düz dam şekilde tasarlanmıştır.

Plan, mimari ve süsleme özelikleri ile klasik Selçuklu eserlerini hatırlatan medrese, Bitlis’in en görkemli mimari yapılarından biridir. Günümüzde Bitlis İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü hizmet binası olarak işlev görmektedir.

 


Sayfa 11 - 19