İstanbul Enderun Eğitim ve Kültür Vakfı Sitesi

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
Anasayfa MEDRESELER
Medreseler

DİYARBAKIR - MERKEZ PARLI (SEFA) MEDRESESİ

E-posta Yazdır PDF

DİYARBAKIR MERKEZ PARLI (SEFA) MEDRESESİ

DİYARBAKIR MERKEZ PARLI (SEFA) MEDRESESİ DİYARBAKIR MERKEZ PARLI (SEFA) MEDRESESİ

Mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olan eserin banisi ve yapım tarihi bilinmemekte olup XIV. yüzyılın ilk yarısında yapıldığı sanılmaktadır. Onarımı tamamlanan eser kültürel amaçlı hizmet verecektir.

 

KONYA ILGIN - ARGITHANI'NDAKİ MEDRESELER

E-posta Yazdır PDF


Argıthanı’nda eğitim ve öğretim Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın kasabayı yeniden kurması ile başlamıştır. Argıthanı derbendi inşa edilirken bu kuruma cami, zaviye, ve mektep yapılmıştır. Bu dönemde zaviye şeyhi hem tasavvuf alimi hem de müderristir. Bu gün İskan mahallesinde Şeyh Ali Sokağı o şeyhin adını yaşatmaktadır.

Argıthanı’ndaki medreselerden çok kıymetli bilginler yetişmiştir. Bu kimseler çevresini dini, dünyevi ve kültürel yönden aydınlatmıştır. Bu bilim ve kültür hareketi kasabada iki asır, Cumhuriyet’in ilanı ile 1924 yılında medreselerin kapatılmasına kadar devam etmiştir.

Medreseler İslam eğitim sisteminin yerleştirildiği eğitim ve öğretim kurumlarıdır. Argıthanı’nda dört medrese vardır.

1- Veli Efendi,

2- Tosun Mehmet Efendi,

3- Mestan Efendi,

4- Süleyman Efendi (İbrahim Paşa Camii Kebir) (CERAN, 1996, s.65)


VELİ EFENDİ VE MEDRESESİ:

Selçuklu ve Osmanlılar da bir yüksek öğretim kurumu olan medreseler, İslam kültürünün verildiği ve yerleştirildiği eğitim ve kültür merkezidir. Bu yüzden medrese bulunan il, ilçe ve kasabalar, her dönemde ve bugünde eğitim, kültürel ve sosyo-ekonomik yönden varlıklarını halk üzerinde tesiriyle göstermektedir. Bir medrese ve eğitim beldesi olan Argıthanı halkının dürüst, kültürlü, ahlaklı ve inançlı olması bu kültürel mirasın bir devamıdır.

Medreselerde eğitim yapanlara müderris, baş müderrislere de ders-i ali denilirdi. Onlar medreselerinde eğitim yaparak çevrelerini dini, ahlaki, tasavvufi, ilmi ve sosyo-kültürel yönden aydınlatmışlardı.

Konya Valisi Mehmet Sait Paşa zamanında (1301/1885) yılında çıkarılan Konya vilayeti salnamesinde Argıthanı’nda iki medrese vardı. Bu iki medresede seksen öğrenci tahsil yapmakta ve sarf, nahis, mantık ve tasavvuf dersleri okumaktadırlar. (Konya 1301 Vilayet Salnamesi’nden aktaran CERAN, 1996, s.66)

Bu medreselerden biri Şemsüd-Din Altun Aba’nın kervansarayında bulunan Veliyüd-Din Efendi’nin, diğeri Ulu Camii dibinde Süleyman Efendi’nin medresesidir.

Devamını oku...
 

KAHRAMANMARAŞ - TAŞ MEDRESE

E-posta Yazdır PDF

Kalenin güneyindeki meydandadır. XIV.yy'da Ala Üd-Devle Bey'in kızı adına yapıldığı öne sürülen yapı yazıtsızdır. Türbedeki beş satırlık yazıt ise bozulmuştur. Taş Medrese, düzgün olmayan dörtgen planlı açık avlu çevresinde sıralanmış bölümlerden oluşmaktadır. Avlunun sağında medrese odaları, girişin karşısında dikdörtgen planlı mescit ve solunda da piramit çatılı türbe yer alır. Medrese odaları dikdörtgen planlı, tonoz örtülüdür. Taş Medresenin Mescit ve Türbe kısımları vardır. Onarımı yapılmış olan Taş Medrese kentin önemli bir meydanında yer almaktadır.

KAHRAMANMARAŞ - TAŞ MEDRESE

 

ANTALYA - ATABEY ARMAĞAN MEDRESESİ

E-posta Yazdır PDF

Yivli Minare’nin karşısında bulunan ve Yivli Minare Külliyesinin bir bölümü olarak nitelenen Atabey Armağan Medresesi’nin kapısı üzerindeki kitabeden II.Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında 1239’da Atabey Armağan tarafından yapılmıştır. Kitabe:

“El-mülkü li’l-ilahi
Emre bi’imareti’l-medreseti’l mübareke
Fi devleti’es-sultani’l zemzillu’l-ilahi fi
El-alem gıyasüd-dünya ve’d-Din Ebul-feth Keyhüsrev bin Keykubat
Emirü’l Mü’minin fesellemehu ve Hallede’l-İlahu sultanahu el’abdu’z-zaif
El-muhtaç ila rahmeti Rabbini Atabek ce’alehu bunyad fi sene seb’a selaşine sittemi 637
(1239)”.

Yivli Minare Camisi’nin avlusunda bugün bu medresenin yalnızca kitabeli kapısı ile temel izleri kalmıştır. Bu bakımından planı hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır. Portalin iki kenarında üçgen ve yarım yıldız motiflerinden oluşmuş bir bordür dikkati çekmektedir.

 

ANTALYA - ULU CAMİ (YİVLİ MİNARE) MEDRESESİ

E-posta Yazdır PDF

Ulu Cami Medresesi Sultan I.Alaaddin Keykubat zamanında, 1219-1238 tarihleri arasında Yivli Minare’nin yanı başında yapılmıştır. Medresenin ismi tam olarak bilinmemekle beraber Yivli Minare Camisi’nin avlusunda olduğundan ötürü Yivli Minare Medresesi olarak da geçmektedir.

Dört eyvanlı medreseler grubu içerisindeki bu yapının planı dikdörtgen olup, güney cephede bulunan portali ana duvarların dışına taşmıştır. Kesme taştan bu portalin ön kısmı onarılırken bezemesi de yenilenmiştir. Sivri kemerli portal nişinin iki yanında mukarnaslı beş kenarlı küçük mihrapçıklar bulunmaktadır. Basık yay kemerli girişin üst kısmı mukarnaslıdır. Kapı kemeri üzerinde de dört satır halinde silinmiş olan kitabesi yer almaktadır.

Girişteki avlunun doğu ve batı kenarlarında sütunlu revaklar olduğu kalıntılardan anlaşılmaktadır. Girişin tam karşısında beşik tonozlu ana eyvan yer almaktadır. Medresenin yapıldığı alanın arazi konumundan ötürü ana eyvanın solundaki hücre enine olmasına karşılık sağ köşedeki diğer hücre ile eyvan arasına beşik tonozlu küçük bir hücre yerleştirilmiştir. Avlunun sol tarafında üç hücre yerleştirilmiştir. Bu medrese oldukça harap olduğundan plan şekli de yeterince anlaşılamamaktadır

 

ADANA SEYHAN - ULU CAMİ MEDRESESİ

E-posta Yazdır PDF

ULU CAMİ MEDRESESİ

ADANA SEYHAN - ULU CAMİ MEDRESESİ

Ulu Cami Medresesi, kuzey-batı köşesine sokulmuş olan Küçük Mescit ve onun bitişiğindeki muhdes bir yapı sebebiyle düzgün bir plân şeması ve âbidevi bir görünüş arz etmez. Bununla beraber eser sâde ve temiz işçiliği, 19. yüzyılın sonlarında yapıldığını tahmin ettiğimiz sekiz sütun üzerine piramidal örtülü şadırvanı ile ferah bir görünüşe sahiptir.

Eski kayıtlarda ismi "Eski Medrese" olarak geçen bu eser, Ulu Cami’nin doğu tarafında yer almaktadır. Bir kenarı 23.00 m. uzunluğunda kareye yakın bir avlunun doğu, batı ve güney taraflarında hücrelerin, kuzey tarafta ise arka arkaya iki kubbenin örttüğü dershane eyvanının yer aldığı medresenin doğu-batı yönünde uzunluğu dıştan dışa 32.80 m.'dir.

Devamını oku...
 

AMASYA GÜMÜŞHACIKÖY - HALİLİYE MEDRESESİ

E-posta Yazdır PDF

Haliliye Medresesi

Gümüşhacıköy İlçesi, Gümüş Beldesi’nde yer almaktadır. Çelebi Sultan Mahmed’in Gümüş Madeni Emirliği’ne tayin ettiği Halil Paşa tarafından 1415 yılında yaptırılmıştır. Dikdörtgen avlunun etrafını ahşap ve sivri kemerli, düz tavanlı revaklar çevirmekte olup, arka kısımlarda medrese odaları ve dershaneler sıralanmaktadır. Medresenin her yüzünde ortaya gelecek yere birer dershane yapılmış, köşelere de 12 medrese odası eklenmiştir. Giriş kapısı üzerinde kitabesi bulunmaktadır.

AMASYA GÜMÜŞHACIKÖY - HALİLİYE MEDRESESİ AMASYA GÜMÜŞHACIKÖY - HALİLİYE MEDRESESİ

 

HAKKARİ - MEYDAN MEDRESESİ

E-posta Yazdır PDF

Hakkari Meydan Medresesi 

Meydan Medresesi, Hakkari merkez Biçer Mahallesi’nde bulunmaktadır. Kale Altı Mezarlığı’nın doğu tarafındaki düz bir platforma kurulmuştur.

Giriş kapısı üzerindeki kitabesine göre medrese, 1700-1701 tarihinde yaptırılmıştır. Kapı üzerindeki iki satır halinde dört bölümden oluşan kitabenin büyük bir bölümünü Kur’an-ı Kerim’den ayetler oluşturmaktadır. Bu nedenle kitabeden medreseyi kimin yaptırdığı anlaşılamamıştır.

Ancak, o yıllarda Osmanlı Devleti’ne bağlı Hakkari bölgesinin yöneticisi olan İzzeddin oğlu İbrahim Bey tarafından yaptırılmış olabilir. Kitabede Kur’an-ı Kerim den seçilen ayetlerde İbrahim isminin geçmesi bunu teyit etmektedir. Ayrıca, medresenin 1472 tarihli bir Akkoyunlu eseri olduğuna dair görüşler mevcuttur. Yapım tarihi üzerindeki kitabeyle kesin olarak belirlenen medresenin bu tarihte yapılmış olması mümkün görülmemektedir. Kitabe, iki parçadan oluşan mermer üzerine nesih bir hatla iki satır halinde yazılmıştır.

Meydan Medresesi Restorasyon çalışmaları Vakıflar Bitlis Bölge Müdürlüğü tarafından 2006 yılında ihale edilerek çalışmaları devam etmektedir. Medrese, 18.25x23.40 m. ebadında dış ölçülere sahip, enine dikdörtgen bir alana oturmaktadır. Yapı iç avlulu, iki katlı ve iki kanatlı, düz damlı medreseler grubuna girmektedir. Yapıya güney cephenin ortasındaki bir taç kapı vasıtasıyla girilmektedir.

Yapı, Anadolu’da Selçuklu döneminde başlayıp, Beylikler ve Osmanlı döneminde gelişen avlulu medrese plan tipinin XVIII. yüzyıl başlarındaki bir yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır. Bölgede yer alan Bitlis, Hoşap ve Pizan’daki medreselerle plan ve mimari özellikleri bakımından benzerlikler göstermektedir.

 

ÇANKIRI - TAŞ MESCİD (Cemaleddin Ferruh Darülhadis’i)

E-posta Yazdır PDF

Çankırı - Taş Mescid (Darülhadis)

TAŞMESCİD: ANADOLU’DA KURULAN İLK DÂRÜLHADİS

Hakkı Duran

Kur’an ve Sünnet, İslâm’ın birbirini tamamlayan iki temel kaynağıdır. Sünnetin ifadesi olan hadisler de esas itibarıyle vahy ve ilhama dayanır. Hz. Peygambere ve onun sünnetine uymayı kesin bir şekilde uymayı emreden bir çok âyet ve hadisler mevcuttur.  

Hadis, sünnetle eş anlamlı olup, Peygamber Efendimize nispet edilen söz, fiil, takrir ve niteliklere denmektedir. Bir diğer ifade ile sünnetin söz ve yazıyla nakledilmiş şekli demek olan hadislerin toplanması, tasnifi ve değerlendirmesi şeklinde  yapılan ve yaklaşık  üç asır süren çalışmalar sonucu geniş sahası olan bir ilim dalı meydana geldi.[1] Bir tanım olarak  hadis, Hz. Peygamber’in sözlerini, fiillerini ve tasviblerini ifade eden terimdir. Hadisleri tesbit, nakil ve anlamaya yönelik ilim dalına da hadis ismi verilmektedir.[2] 

DÂRÜLHADİS NEDİR? 

Dâr kelimesi, “yer, mekân,ev, yurd” gibi anlamlara gelmektedir. Dârü’l-hadis, “Hadis okutulan yer” demektir. Önceleri evler, mescidler ve medreseler bünyesinde yapılan hadis öğretimi faaliyeti, ilk defa Büyük Selçuklular döneminde dârülhadis denen ayrı müesseselerde yapılmaya başlamıştır. Hadis mektebi, hadis medresesi anlamında olup, bu öğretim faaliyetinin yapıldığı bina anlamını da ihtiva eder. 

İslâm dünyasında medreselerden ayrı olarak “Dârülhâdis” adıyla  ilk öğretim kurumu, 1170’de Şam’da kurulmuştur. Kurucusu Selçuklu atabeglerinden Nûreddin Mahmûd  Zengî'dir (ö.1174). Dârü’l-hadîsi’n-Nuriyye diye adlandırılan bu müessese, büyük muhaddis ve tarihçi İbn Asâkir (ö.1175)  adına yaptırılmıştır. Şam’da kurulan bu müesseseden yaklaşık 70 yıl sonra Anadolu’da ilk dârülhadisin kurulduğunu görmekteyiz. 

ANADOLU’DA İLK DÂRÜLHADİS

Anadolu’da kurulan ilk dârülhadis,  ötedenberi iddia edildiği şekliyle Konya İnce Minare Darülhadisi olmayıp ondan 35 yıl önce kurulan ”Çankırı Dârülhadisi”dir. 

 Bu konuya dikkatleri ilk kez çeken merhum Prof. Dr. Ali Yardım’a[3] şükran borçluyuz.

Devamını oku...
 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 - 3