İstanbul Enderun Eğitim ve Kültür Vakfı Sitesi

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür
Anasayfa MÜZELER
Müzeler

ALTIN KÖŞK (MERİK KONAĞI)

E-posta Yazdır PDF

Altın Köşk

ALTIN KÖŞK’ÜN MİMARİ YAPISI VE MOBİLYALARI

Altın köşk, Türkiyenin ilk ve tek mimarlık ve mobilya müzesidir. Anadolu kültüründeki önemli bir boşluğu doldurma onuruna erişen ilk yapıdır.

Anadoludaki Türk, Osmanlı ve Selçuk mimarilerinin iç ve dış mekanlarında kullanılan simgeleşmis 1000 adet form ve motif, 30 adet saray, köşk, konak, cami ve evden alınarak, zengin bir kültürel birikimle bütünsel bir anadolu mimarisi yaratılmıştır. Form ve motiflerin alındığı yapılar arasında Beylerbeyi, Çırağan, Yıldız ve Dolmabahçe sarayları başta olmak üzere Küçüksu Kasrı, Huber Köşkü, Konya İnce Minare, Sivas Çifte Minare, Ihlamur köşkü, Yıldız Şelale Köşku, Sultanahmet ve Üsküdar-Valide Emetullah sultan camileri, Bursa Yeşil Türbe, Nemrut dağı heykelleri, Büyük Adadaki ve İstanbuldaki çeşitli konaklar ilk sırada sayılabilecekler arasındadır.
Tasarımın kültürle buluştuğu bir yapı ortaya çıkmıştır. Bu özelliği nedeniyle, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Altın Köşk’e mimarlık ve mobilya müzesi statüsü vermiştir.

Bu tarzdaki bir yapı, İstanbul’dan anadolu’ya geçmemiş, son 200 yıldır İstanbulda da yapılmamıştır. Anadolunun mimarlık ve mobilyada simgeleşmiş formları toplu olarak bu müze binasında İstanbul'dan Anadoluya ayak basmıştır.

Binada Modern teknolojnin bütün imkanları Anadolu mimarisinin kombinasyonları içinde kullanılmıştır.

Binanın dış kaplamasında kullanılan ‘red wood’-‘kızıl ağaç’ 500 yılda yetişen en nadide bir ağaç türü olup, Amerika’dan ithal edilmiştir. Bu ağacın Amerika’dan ihracı bugün itibarıyla yasaklanmıştır.

Anadolu mobilya sanatının en güzel örnekleri orijinallerine uygun olarak (replica) özel atölyelerde üretilmiş ve binanin döşenmesinde bunlar kullanılmıştır. Binada hiç bir yabancı mobilya veya dekoratif eleman kullanılmamıştır. Binada kullanılan motiflerin ve mobilyaların imali için 7 Atölye Ankara’da ve 5 Atölye İstanbul’da 2.5 yıl çalışmıştır.

Binadaki iç ve dış dekoratif elemanların hazırlanışında 17 iç mimar, 5 heykeltraş ve 3 ressam 2.5 yıl çalışmıstır. Toplam 2300 pafta teknik resim çizimiştir.

Binada Sultan Abdulhamid II’nin kendi hobi atölyesinde kendi eliyle yaptığı ve Osmanlı mobilyacılık sanatının şaheserlerinden birisi olarak Kabul edilen 9 parçalık oturma takımı Londra Sotheby’s antika müzayedecisinden satın alınarak Altın köşk'e getirilmiştir. Aynı şekilde Osmanlı sarayından çıkma 2 ayrı oturma takımı ile sehpalar da yurt dışındaki müzayedecilerden satın alınarak binaya konmuştur. Binanın tasarımı mobilyalar dikkate alınarak yapılmıştır.

Osmalı döneminde yabancı sefaretlerde bulunan ressam ve heykeltraşların o dönemin Osmanlı yaşamını konu alan 10 antika nadide yağlı boya resim tablosu ile 12 adet heykel de binada yerlerini almışlardır.

Binadaki yemek masası Uzun Hasan’ın Hacı Bayram-ı Veli’ye hediye ettiği şamdandaki motifler kullanılarak imal edilmis olup ayakları olmadğı halde havada durmaktadır. Masanın taşıyıcıları, Elazığın çayda çıra oyununu sembolize eden ev sahibinin hanımı Perihan ve üç kızı Tanyeli, Banu ve Gülsün’ün bronz heykelleridir.

Binanın yapılışını anlatan resim ve filimlerle Sultan Abdulahmid tarafından Amerikan kongresine hediye edilen 3000 fotoğraflık albümün New York Metropolitan Müzesindeki mikrofilimlerinden alınan slaytlar 40 kişilik özel konferans salonunda müze ziyaretçileri için oynatılmaktadır.

Bina yapıldıktan sonra halkın geniş ilgisini çekmiş ve binlerce ziyaretçi binayı görmek istemiştir. Bina halk arasında "Altın Köşk" olarak anılmıştır. Halkın taktığı bu isim daha sonra Müzenin adı olarak kullanılmıştır. Altın Köşk'ün gerçek adı, sahibinin annesinin adı olan 'Merik konağı'dır. Merik adı Meryem adının halk arasında kısaltılmış şeklidir.

Halk, Altın Köşk’ü uğurlu Kabul etmiş, adaklar adanmış ve yeni evliler binada resim çektirmek istemişlerdir.

Halkın yoğun isteklerini kıramıyan ev sahipleri Altın Köşk’ü yaşayan müze konseptine uygun olarak müzecilik faatliyetleri yanında nikah, kına, kokteyl, düğün ve özel davetler için halka açmıştır.

Binanın kullanımından gelecek gelirin bir kısmı anadolu mimarlığının ve mobilya sanatının gelişmesi ve araştırmaları için, bir kısmı ‘’Merik Kültür ve Sanat Vakfı’’ nın faaliyetlerinde eğitim ve sanata katkı için kullanılacaktır.

 

TOKAT MÜZESİ (Gök Medrese)

E-posta Yazdır PDF


Tokat Müzesi - Gök MedreseTokat Müzesi, 1926 yılında emekli öğretmen Halis Cinlioğlu'nun çabalarıyla toplanan tarihi eserlerin Muiniddin Süleyman Pervane Bey tarafından yaptırılmış olan 1277 tarihli Gök Medrese'de biraraya getirilmesiyle kurulmuştur.

Anadolu Selçuklu devrinde medrese ve darüşşifa olarak kullanılan Gök Medrese, iki katlı, iki eyvanlı, revaklı, ortası açık avlulu plan tipindedir. Gök Medrese, 1982 yılında restorasyon, çevre düzenlemesi, sergileme çalışmalarıyla müze olarak arkeolojik ve etnografik eser koleksiyonuyla tekrar ziyarete açılmıştır.

Sergileme odalarında Maşat Höyük (Zile) kazısında gün ışığına çıkarılan Eski Tunç, Hitit, Demir Çağına ait mimari kalıntılar, kemik, maden, taş, pişmiş toprak eserler, Hanözü sondaj kazısı eserleri ile Hıristiyanlık eserleri ve etnografik eserler alır. Tarihi değerleri anlamında çok önemli olan sikkeler ve süs eşyaları da müzenin nadide eserleri arasında bulunmaktadır. Müzede Anadolu medeniyetleri eserlerinin ve Ulutepe (Turhal) kazısı buluntularının yanı sıra Roma ve Bizans devirlerinin eserleri de sergilenmektedir.

Devamını oku...
 

EDİRNE - SULTAN II. BAYEZİD KÜLLİYESİ SAĞLIK MÜZESİ

E-posta Yazdır PDF

EDİRNE - SULTAN II. BAYEZİD KÜLLİYESİ SAĞLIK MÜZESİ

Bu müze, Edirne merkez Yeniimaret semtinde bulunan Sultan II.Bayezid Külliyesi Darüşşifası bünyesinde hayata geçirilmiş olup,  Trakya Üniversitesi’nin, kültürel miras ve korumacılık alanında gerçekleştirdiği en büyük projelerden biridir.

Bu projeyle, Osmanlı İmparatorluğu’nun ikinci başkenti olan Edirne’nin önemli bir eserinin yıkılıp gitmesi önlenmiş ve bu şehrin turizm hayatına önemli bir marka kazandırılmıştır.

Trakya Üniversitesi’nin bu önemli yapılara sahip çıkmasının altında, Edirne’nin yükseköğretim ve tıp tarihine sahip çıkması yatmaktadır. Çünkü 1488 yılında hizmete giren bu külliyenin medresesi döneminin temel tıp bilimlerinin öğretildiği bir üniversite konumundaydı, hastanesi ise bu öğrencilerin uygulama yaptıkları yerdi.

Günümüzde de hem tıp eğitimi ve uygulaması veren Trakya Üniversitesi, bundan beş yüz yıl öncesinin eğitim ve uygulama anlayışını da günümüzde yaşatarak tarihe karşı olan sorumluluğunu da ortaya koymaktadır.

Devamını oku...
 

KAYSERİ - GEVHER NESİBE TIP TARİHİ MÜZESİ

E-posta Yazdır PDF

 


13. yüzyılda karvan yollarının kesiştiği önemli bir merkez olarak öne çıkan Kayseri, bu yüzyıldan sonra "Mukarr-ı Ulema" (Alimler Şehri) olarak anılmaya başlar. Önemli bir bilim ve sanat merkezi olan Kayseri'de Selçuklu döneminde 15 kadar medresenin olduğu belirtilmektedir. Bu medreseler arasında Tıp Medresesi ve Şifahane olarak yapılan Çifte Medrese (bugünkü adıyla Gevher Nesibe Tıp Tarihi Müzesi) Anadolu'daki ilk tıp merkezi olarak bilinmektedir.
 

Kayseri Tıp Tarihi Müzesi'nin yer aldığı Çifte Medrese, 1205-1206 yıllarında Selçuklu hükümdarı II. Kılıçarslan'ın kızı Gevher Nesibe Sultan adına kardeşi I. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından yaptırılmıştır.

Medrese, Gevher Nesibe Şifahiyesi, Kayseri Daruşşifası, Şifa-hatun Medresesi, Kayseri Maristanı, Darüşşifa Medresesi, Çifte Medrese, Çifteler, Gıyasiye ve Kayseri Tıbbiyesi gibi isimlerle de anılmaktadır.

Gevher Nesibe Şifahiyesi Türklerin yaptırdığı onbirinci büyük hastanedir. Anadolu'da ise beşinci olduğu bilinmektedir. Aynı zamanda içerisinde tıp tahsili yapılanların ilkidir. Gevher Nesibe Tıp Sitesi, yapısı ve tıp eğitimi açısından dünyadaki ilk tıp merkezi olarak bilinmektedir. Gevher Nesibe Medresesi’nde hekim, cerrah, kehhal (göz mütehassısı), akıl hastanesi ve ruh hastalıkları koğuşları ve yardımcı asistanları bulunmaktadır. Bunların yanı sıra medresede eczane kısmı da bulunmaktadır.

Günümüzde Mimar Sinan Parkı içinde yer alan Gevher Nesibe Şifahiyesi, Erciyes Üniversitesi Tıp Tarihi Enstitüsü'ne tahsis edilmiş ve 14 Mart 1982'de Tıp Tarihi Müzesi olarak düzenlenmiştir.

 

Gevher Nesibe Sultan ve Çifte Medrese'nin hikayesi:

Gevher Nesibe Sultan, saray başsipahisine gönül vermiştir. Evlenmelerine Gevher Nesibe Sultan'ın ağabeyi hükümdar I. Gıyaseddin Keyhüsrev karşı çıkmıştır. Başsipahiyi bir savaşa göndermiş ve başsipahi orada şehit olmuştur. Bu olay sonrasında Gevher Nesibe Sultan üzüntüsünden hasta olmuş ve vereme yakalanmıştır. Kız kardeşinin durumunu öğrenen I. Gıyaseddin Keyhüsrev onu ölüm döşeğinde ziyaret eder.

Devamını oku...